CAGRI YARDIMCI
 

Menü

Takvim

« Mayıs - 2012

»

PT SL ÇŞ CM CT PZ
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31

En Çok Okunan Bloglar

. IPod Touch vs. IPhone(5859)
. Ustasından Bowling Dersleri - I(3120)
. Remove Shortcut Icon Arrows in W7(2037)
. Yüzleşme(1976)
. Yeni Bir Başlangıç(1921)

En Son Eklenen Bloglar

. iPad 2
. Aşkın Anlamı
. Azaba, Gazaba ve Kana
. Üç Nokta
. Adı Konulmamış

En Son Yorumlanan Bloglar

. IPod Touch vs. IPhone
. Azaba, Gazaba ve Kana
. iPad 2
. Aşkın Anlamı
. Aşktı Bu

My Feed

    Follow Me on

    Blog

    Paylas RSS Takip Tavsiye Et İndir (.doc) Okunma: 1977
    Yüzleşme

    Mazoşist Mutluluğum Tereddütsüz

    Sabah olmuştu. Uyandığımda gitmiştin. Seninle olduğum her geceyi sabaha dönüştürdüğümüzde yaptığın gibi yokluğunla uyanmıştım bu sabah da. Seni tanımıştım, çözmüştüm. Hareketlerinin aslında neye tekabül ettiğini, her ortamda anlayabilirdim. Her gün, neyi, hangi saatte yaptığını avucumdaki çizgileri yıllar geçtikçe ezberlediğim şekliyle ezberlemiştim. Beni şaşırtmadığın gibi, kendini de hiç şaşırtmadan yaşıyordun hayatı. Hayat senin varlığına o kadar alışmıştı ki, yokluğunu arayacak en son olgu olacaktı şu zamanın sarmallığında.

     

    Uykuyu çok sevmene rağmen erkenden kalkar nereye olduğunu kendinin bile bilmediği bir yere giderdin. Beni tek şaşırtan davranışın belki de buydu, gittiğin yeri kimse bilmezdi ve sen de söylemezdin. Belki de bu kendini şaşırtmayan kendinin, seni tamamlayan son parçasıydı sana dair. Hayatın varlığını önemsemezdin bu nedenle. Hayatın sana verdiği yapbozu en iyi şekilde, kusursuzca tamamlamıştın. Kendine sakladığın, devinimden kaçırdığın parçalar var mıydı onu Tanrı’dan başkası bilmezdi. Ama parçalarını toparlarken seni izlemek ve yerlerine yerleştirirken onlara dokunmak, kendimden bir parçaymış gibi hissetmek, özümsemek, sen olmanın diğer adıydı benim için.

     

    Döndüğün zamanlarda ne ile karşılaşacağımı hiç bilemezdim. Beni asla şaşırtmamana rağmen hep farklı bir senle karşı karşıya kalacağımı sanıp, korkardım. Ürkerdim, sana dokunup gerçekten sana dokunduğumu keşfedene kadar. Sen ise beni gözlerimden öperdin her dönüşünde, sanki bir dakika sonra kapıdan eşyalarını toplayıp çıkacak ve bir daha asla gelmeyecekmiş gibi. Beni öptüğünde bütün korkularımdan, ürkekliğimden sıyrılıp tekrar senin olmuşçasına mutlu olur sana belli etmeden kendi içimde gülümser ama sana sıkıca sarılırdım. Kaybettiğim bir şeyi sanki o giderken bulmuş gibi olurdum seni karşıladığımda.

    Tüylerim diken diken olur ama senin görmenden korkardım o an. Sen ise benim bütün hareketlerimi, fizyolojik tepkilerimi zaten daha önceden bilir ama bana ses etmezdin. Yüzüme vurmaz, tam tersi onlarla barışık yaşamamı sağlardın. O barışı bozacak herhangi bir şeyin, benim sonum olacağını çok iyi bilirdin. Beni sevdiğini en çok böyle zamanlarda anlardım. Oysaki hiç söylememiştin yıllardır, bir kere bile.

     

    Sen hep içindeki sevgiye susmayı tercih ederdin. Çok fazla konuşmazdın. Tek isteğin benim yanımdayken tenimi hissetmekti uzun, karanlık gecelerde. O hissiyatı karanlık gecenin mabetinden hayatının ortasına açılan aydınlık bir pencere olarak bahşederdin yaşadığın dakikalara. Korkardın. Belki de en çok bu korkun o dakikaları kendine ve bana olan bağlılığına bağışlardı. Bana bağlanmanı sağlardı. Belki de sırf bu yüzden, o lanet korkun yüzünden her sabah sensiz uyanırdım. İtiraf edemez benden de korkardın içinde gizleyerek. Gizlemekten bile korkardın. Ama gizlerdin. Korkuna karşı koyduğun tek nokta, cesaret gösterdiğin tek direngi buydu bana dair, benim için. Sabaha karşı kaybolduğun alacakaranlığın gizeminde bile biraz benden vardı sana göre. Gece birçok şeyi gizlerdi hayata dair. Ama benden uzaklaştığın dakikalarca hayat, güneşin ışıklarıyla yıkanırdı. İşte o zaman hayatın gerçek yüzünü görürdün her kaçışında; kendinden...

     

    Hayatla yüzleşmen bittiğinde, onun aslında nasıl bir yaratık olduğunu gördüğünde tekrar kendini güvende hissettiğin ibadethanene dönerdin...

    İşte yeniden geri dönmüştün. Anahtarı yuvasına yerleştirirken gösterdiğin özeni işitiyorum beni uyandırmamak için. Her sabah sensiz uyanıp bu oyuna devam etmem gibi soluksuzca içeri süzülüyorsun. Benim uyuduğumu sanıp üstündekileri çıkartıyorsun usulca. Yatağa girmeden önce gözlerimden öpüyorsun. Buz kesmiş bedeninin her noktasıyla bana dokunuyorsun, tek vücut oluyoruz. Kollarınla sırtımdan, göğsüme kadar beni sarıyorsun sımsıkı. Birkaç dakika içinde sıcacık oluyorsun. Ve huzurunu duyumsuyorum sakince. Uykuya dalıyorsun. Bana dönmenin mutluluğuyla ben de sana sarılıyorum. Sana sahip olduğum için dua ediyorum, bana döndüğün için, seni kaybetmediğim için bu sıcacık düşte.

     

     

     

    Çağrı YARDIMCI

    12.01.2008 13.38 - Izmir

     

      # Yorum Yaz #

    İsim :

    Yorum :
    (Max. 400 Karakter)