|
|
| Bal sarısı gözlerine baktım bugün. Fotoğraflara göz yaşlarım damladı. Defalarca okşadım sarı saçlarını. Sen gideli kaç yıl olmuştu; ya da ben gideli... Altı sene oldu ben gideli. Ama sen gideli bir sene oldu, benden gideli, tam anlamıyla gideli. Geçen seneydi, bir yaz ayıydı yine, sen beyazlar içinde. Sonra bal sarısı gözlerine daldım fotoğraflarda, yine ama yine saçlarını okşadım ve sen gittin. Şu hayatta aşık olduğum tek varlık gitti.
Ve sonra...
Ve sonra ben de gittim buralardan...devamı>> |
|
|
|
- Kaç savaştan yenik çıktı gövdemiz , kaç mermiyi taşıyoruz hala göğsümüzde madalya diye?..Kaç aşktı, ödenmemiş borçlarını bırakıp giden, mahalle bakkalıyla yarışan alacak defterimize? Şimdi kayıtsız oturmuş da aklımın çimlerine, usul bir huzur çekiyorken içime, kaç söz kifayetsiz kalacak, beklerken zamanı görmek, dokunmak için güneşe ellerimizle?
- Yüzüstü düştüm yalnızlığımın dolduramadığı çamuruna. Bulandım kısmen yalnızlık, birazcık sen; doldukça çamur. Sıcak bir sığıntı h..devamı>> |
|
|
|
Sanki kapkaranlık bir odanın içinde iki kişiyiz. Evet, bir sorgulama odası burası, tam karanlık değil aslında. Tepede, tam üstümde beni yarı gölgede bırakarak yanlara doğru ilerleyen ışık huzmeleri oluşturan tozlu, pis bir avize sallanıyor. Odanın içi kapkaranlık şu an. Soruların sesi kulağımda yankılandığı zaman ışık da huzmeleriyle benim üzerimde dalgalanıyor, parçalara ayrılıyor. Soruların da tam hedefi bu aslında. Altımda uzunca bir tabure, ayaklarımı kıvırarak rahat bir stresle dayıyorum,..devamı>> |
|
|
| sürersiz bir sessizin
aralıksız sesleriyle kesiliyor
konuşkan harflerimin
uçsuz tuşlara dokunuşu yankılanıyor
girdap amalığındaki
boş duvarlarımda ağzımın
kenarları tırtıklı yüzeyine
karamsar bakışlarım
umutlu yaşlarla doluyor
sel basıyor umarsızlığımı
geçmiş nehrindeki
parlak pullu bir umursamazlık
alıp başını açılıyor
gelecek kaygıları okyanusuna
farkına varıyorum
kendimin
uzakta aramamam gerektiğini
mutluluğu
girdapsız dehlizleri
solungaçsız solukları
seni..devamı>> |
|
|
| Bugünkü gibi bir geceydi. Yağmurlu ve kasvetli. Sokağın sesi kesilir olmuştu ilerleyen saatle birlikte. İşte seni böyle yağmurlu bir günde tanımıştım. Üzerinde siyah bir kazak, o aldatıcı mavi gözlerinle bana bakıyordun. Aslına bakarsan, daha çok o gözleri benden kaçırmaya çabalıyordun. Yağmurun sesi sohbetin ve müziğin içine karışıp harmanlanıyordu usul usul. İlk dakikadan itibaren korkmuştun oysaki benden. Gözlerimin içine dalıp gitmekten ve kendini orada yitirmekten ölesiye korkmu..devamı>> |
|
|
| Kaç saatlerdir yemek yemediğini bilmiyordu. Sürekli yemediklerini kusuyordu. En son böyle olduğu zamanlardan çok süre geçmiş, üzerinden çok sular akmıştı. “Aşk acısı mı çekiyorum?” dedi kendi kendine. Kaç saniyedir alkol almadığını şişelere inat hatırlıyordu. Midesinde zerre kadar besin olmamasına karşın içmeye devam ediyordu. Ve içtiğini de çıkartıyordu.
Kapı çaldı. Sürünerek de olsa gidip kapıyı açtı. Bir zamanlar ona çok değer verdiğine gönülden inandığı insandı gelen. Onu ..devamı>> |
|
|
| İşten ayrılmıştı. Aslında doğruyu söylemesi gerekirse kovulmuştu. Her an yanındayken güvende hissettiği kadını aradı. Sıcak bir yakınlığa, dertleşebileceği kendini anlayan mantıklı ve akıllı bir insana ihtiyacı vardı; belki de ağlayacağı bir omza. Buluştuklarında saat öğleyi biraz geçmişti. Adamın gözleri nemli, sesi titrekti. Yakın zamanda sevdiği kadını başka bir adama kendi elleriyle itmiş, şimdi de işinden olmuştu.
Oturdukları kafede kendine geldiğinde kadın sorgulayan gözlerle ona ..devamı>> |
| Toplam 21 Blog, 3 Sayfada Gösterilmektedir. |
|
[1] 2 3 » »»
|
|